• Aslı R. Topuz

Muhammed Peygamber’in ve Kuran’ın İslamı'na Karşılık Taliban İslamı

Cardiff Üniversitesi’nden İngiliz akademisyen Abdul-Azim Ahmed, ki Birleşik Krallık’taki camiler konusunda da uzmandır, Taliban’ın İslam’ı temsil edip etmediğini tartışmak üzere bir televizyon programına davet edilmesinden duyduğu rahatsızlığı şu twitiyle duyurdu:

“Az önce bir gazeteci telefonla aradı ve Taliban’ın İslam’ı temsil edip etmediğini televizyonda canlı tartışmam için istekte bulundu. Davetine cevabım: KESİNLİKLE HAYIR. 20 yıl geçmesine rağmen, toplum olarak ilerlediğimize veya birşeyler öğrendiğimize dair işaretler hala yok denecek kadar az.”


Abdul-Azim Ahmed’in Avrupa ve Kuzey Amerika’daki basının 2021’de bu kadar aptalca bir soru sorması karşısındaki moral bozukluğunu anlıyorum. Müslümanlar dünya nüfusunun neredeyse çeyreğini oluşturuyor ve, tahmin edebileceğiniz üzere, bu kadar büyük bir topluluğun İslam’ı yaşayış biçimi kendi içinde çok çeşitlilik gösteriyor. Sözkonusu saçma soru karşısında söylenebileceklerin en azı bu.


Nation’da yayınlanan “İşid Ne Kadar İslami?” başlıklı makalemde, ben de İşid’le ilgili benzer bir soruyu cevaplamaya çalışmıştım. Aslında tüm yapmanız gereken, Hristiyanlığın dışavurumları hakkında düşünmek. Kentucky Yılan Terbiyecileri’ni ve Qanon Militanları’nı düşünün, ki bunlardan bazıları silahlanarak Capitol Ayaklanması’na katılmıştı. Daha sonra ana akım Presbiteryenler’i, Cemaatçilik taraftarlarını, Katolikliğin içinde yer alan Güneş Tapınağı Tarikati’ni, ana akım Roman Katolik mezhebini düşünün. Henüz Brezilya’daki Evangelizm’den veya Afrika’nın alt-Sahara kısmındaki Hristiyanlık uygulamalarından bahsetmedik bile, ki orada milyonlarca sıradan Katolik ve Protestanla beraber, silahlı bir Hristiyan terör örgütü olan Tanrı’nın Direniş Ordusu da bulunuyor. Biraz daha geriye gidersek, 1500’lerin başında Almanya’daki Protestan Köylüleri Savaşı’nı görürüz. Bu kadarı bile genel resmi kavramak için yeterli.


Benim görüşüme göre, Taliban Klu Klux Klan’a benziyor. Ben bunu dile getirdiğimde, New York Times’tan David Sanger “Taliban koca bir ülkeyi ele geçirdi, Klu Klux Klan ise küçük bir grup” diyerek itiraz etmişti. Oysa ki, Klu Klux Klan 1920’lerin Demokratik Partisi üzerinde ciddi nüfuz sahibiydi; Indiana eyalet başkanlığını ve eyalet meclis çoğunluğu ele geçirmişlerdi ve 250.000 kayıtlı üyeleri vardı. Ve Klu Klux Klan, bugün halen Trumpizm’in önemli bir bileşenidir ve Trump dönemi politikaların belirleyicisi olmuştur.


Aynı şekilde, müslümanlar da yekpare bir topluluk değil, her tür müslüman var. Örneğin, 2012 baharının sonunda Tunus’ta çektiğim bir fotoğrafı ele alalım. Fotoğrafta iki kadın var. Biri trafik polisi, diğeri geri planda duruyor ve ikisinde de peçe yok. İslam Rönesansı taraftarı Al-Nahda Partisi’nin çoğunluğu oluşturduğu 2014 meclisinden geçen Tunus anayasasında, kadın erkek eşitliği net bir şekilde hükme bağlanmış. ABD anayasası ise bundan mahrum çünkü ABD Hristiyan Sağı, Eşit Haklar Yasası’na karşı çıkmıştı.


Dolayısıyla, müslümanlık açısından Taliban’ın bir aykırılık veya uçdeğer olduğunu söyleyebilirim. Eski Taliban, Deobandi medreselerinden doğmuştu. Deobandi medreseleri, Yahudilerdeki Haredim veya ultra-ortodokslara karşılık geliyor. Deobandi akımı, İngiliz Sömürge Hindistanı’nda ve hem İngiliz Hristiyan yönetimine hem de Hindu çoğunluğa karşı bir kimlik koruma tepkisi olarak ortaya çıkmıştı. Deobandi akımı, hizipçi bir akım ve Hindistan’daki müslümanların çoğunluğu tarafından reddediliyor. Kuzey Pakistan’daki Deobandi medreseleri ise Suudilerden maddi destek görmüştü ve Deobandi öğretilerini katı Vahhabi hareketinin öğretileriyle harmanlıyorlardı. Bununla birlikte, Taliban aynı zamanda Sovyetlerin Afganistan’ı işgalinden kaynaklanan kaos ve şiddetin bir sonucuydu. Çoğu öksüz ve yetimdi. Hem büyürlerken hem de sonrasında, hayatlarında çok az kadın tanıdıkları için kadınlara düşmandılar. Toplam nüfusu 16 milyon olan ve bunun bir milyonunun işgal yoluyla öldürüldüğü, üç milyonunun yaralandığı ve yedi milyonunun da zorunlu yer değiştirdiği bir ülkede ortaya çıkmış militanlardı.


Nüfusu 100 milyon olan Mısır veya nüfusu 82 milyon olan Türkiye’deki ana akım Sünni müslümanlar, Taliban’ın inanç ve pratiklerini kabul etmiyor. Hatta nerdeyse Afganistan dışındaki hiçkimse Taliban’ın inanç ve uygulamalarını kabul etmiyor. Başka deyişle, Taliban sadece Afganistan ve bir dereceye kadar da kuzey Pakistan’la sınırlı bir olgu, ki Afganistan’daki müslümanların çoğunluğu ve Pektun Pakistanlılar da Taliban’ın görüşlerini reddediyor.


2010’da Mısır’da çektiğim bir fotoğrafa bakalım. Bir pop müzik konseri öncesi üniversite öğrencilerini gösteriyor. Genç erkek ve kadınlar bir arada. Çoğu genç kadın başörtülü ancak konser sırasında onlar da dans ediyor, yani püritan bir tablo çizmiyorlar. Taliban bu türden tablolara asla izin vermez çünkü katı şekilde iki cinsin bir araya gelmemesi gerektiğine inanıyorlar, ki bazı eleştirmenler bunu cinsiyet ırkçılığı olarak adlandırıyor. Kaldı ki, Taliban kadınların üniversiteye gitmesine de izin vermez.


Bu durumda, hala şu soruyu sorabilirsiniz: “Elbette günümüzde birçok liberal müslüman var. Ancak Taliban İslamı, Kuran’a o liberal müslümanların temsil ettiği İslam’dan daha yakın olabilir mi?” Cevabım: Hayır. Gayet basit ve açık şekilde hayır.


Muhammed Peygamber ve Kuran hakkında bir kitap yazdım; oldukça çok satmayı başardı ve dünyadaki birçok müslüman tarafından sıcak karşılandı. Arapça, Farsça, Bahasa Endonezcesi, Sırp-Hırvatçası ve Arnavutça’ya çevrildi. O kitabımda üzerinde durduğum ve Taliban’ın rutin şekilde görmezden geldiği bazı ayetlere göz atalım:


Kasas Suresi, 52-55. ayetlerde inananlarla ilgili şöyle der; “Daha önce kendilerine kitap verdiğimiz ilim sahipleri buna da, Kuran’a da inanırlar. Kendilerine Kuran okununca şöyle derler: ‘Ona iman ettik, O Rabbimizden gelen gerçeğin ta kendisidir. Biz zaten daha önce de Allah’a teslim olmuş kimselerdik.’ İşte onlar, gösterdikleri sabır ve sebattan dolayı çifte mükafat alırlar. Onlar kötülüğe iyilikle mukabele eder ve kendilerine nasip ettiğimiz mallardan, Allah yolunda harcarlar. Anlamsız, çirkin sözler işitince, yüzlerini çevirip uzak durur ve şöyle derler: ‘Bizim işlerimiz bize, sizinkiler de size aittir. Selam olsun size, hoşçakalın. Cahillerle arkadaşlık etmeyi arzulamayız biz.’” Bu ayetlerin gösterdiği üzere, Kuran taciz karşısında kötülüğü iyilikle savmayı ve herkes hakkında barış ve iyilik dilemeyi emreder. Kuran ancak savunma gereği yani ancak askeri saldırı karşısında savaşmaya izin verir ve bunu da son çare olarak kabul eder. Daima tavsiye edilen ilk seçenek, düşmanı nezaketle yenmeye çalışmaktır.


Bu hassasiyet, Fussilet Suresi, 34.ayette de tekrarlanır: “İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen kötülüğü en güzel tarzda uzaklaştırmaya bak. Bir de bakarsın ki, seninle arasına düşmanlık girmiş kişi candan, sıcak bir dost oluvermiş.”


Taliban’ın hizipçiliğini/mezhepçiliğini, hiper-sünni bir tavırla Şiileri katlettiğini biliyoruz. Bununla birlikte, Kuran hizipçilikten men etmektedir. Al-i İmran Suresi, 103-105.ayetler: “Hepiniz toptan Allah’ın ipine (dinine) sarılın, bölünüp ayrılmayın. Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz de, Allah kalplerinizi birbirine ısındırmış ve onun lütfu ile kardeş oluvermiştiniz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken, oraya düşmekten de sizi O kurtarmıştı. Allah size ayetlerini böylece açıklıyor, ta ki doğru yola eresiniz. Ey Müminler! İçinizden hayra çağıran, iyiliği yayıp kötülükleri önlemeye çalışan bir topluluk bulunsun. İşte selamet ve felahı bulanlar bunlar olacaklardır. Kendilerine kesin delillerin gelmesinden sonra bölünüp ihtilafa düşenler gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır.”


Kuran sadece savunma savaşına izin vermekteyken, Taliban Afganistan’ı, üstelik iki kez, saldırı yoluyla ele geçirmiştir. Bakara Suresi, 190.ayet: “Sizinle savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın. Fakat haksız yere saldırmayın. Muhakkak ki Allah haddi aşanları sevmez.”


Taliban kadınlardan ve Hazara Şiileri gibi bazı etnik gruplardan nefret etmekte ve onlara zulmetmektedir. Oysa Kuran, erkeklerin kadınlardan öğreneceği şeyler olduğunu ve her halkın başka halklardan öğreneceği şeyler olduğunu söylemektedir. Hucurat Suresi, 13.ayet: “Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizi tanıyıp sahip çıkmanız için sizi milletlere, sülalelere ayırdık. Şunu unutmayın ki, Allah’ın nazarında en değerli, en üstün olanınız, takvada (Allah’ı sayıp haramlardan sakınmada) en ileri olandır. Muhakkak ki Allah herşeyi mükemmelen bilir, herşeyden hakkıyla haberdardır.”


Daha da devam edebilirim ancak resmi kavramak için bu kadarı yeterli. Taliban üyeleri müslüman mıdır? Evet. Kuran’ın özüne, temel değerlerine sadıklar mı? Hayır. Taliban, sonradan ortaya çıkmış gelenekleri Kuran’ın yerine koymakta ve Kuran’ı, sömürgeleştirme ve işgal karşısındaki hissiyattan doğmuş bir militan tepkiselliğiyle yorumlamaktadır.


Orijinali: Taliban “Islam” versus the Islam of the Prophet Muhammad and the Qur’an

(by Juan Cole)


Kaynak: https://www.juancole.com/2021/08/taliban-prophet-muhammad.html


Çeviren: Aslı R. Topuz