Yapay Zekanın Metafiziği ve Halifelik Meselesi
- Aslı R. Topuz
- 23 Tem
- 4 dakikada okunur
(Uyarı: Aşağıdaki yazıda kullanılan “simülasyon” kelimesinin, bir simülasyonda yaşadığımızı iddia eden simülasyon teorisi ile alakası yoktur.)
YAPAY ZEKANIN METAFİZİĞİ VE HALİFELİK MESELESİ
Cennetten kovulma sebebimiz esasen meraktır.(1) Nevimizle ilk gurur duyacağımız şey bu olabilir. Bizi biz yapan ve en iyi tarif eden duygu bu. Blaise Pascal’a göre insanlığın problemlerinin hemen hepsi, insanın bir odada kendi başına, sıkılmadan oturmaya kabiliyetsizliğinden kaynaklanır.(2) Bertrand Russell’a göre günahlarımızın en az yarısını canımız sıkıldığı için işleriz.(3) Merak ve can sıkıntısı, iniş ve çıkışlarımızı belki belirsizlik kaygısından daha fazla yöneten bir gerilim hattı. Bunu farkedince, Allah’ın zihnimizi eğlendirmeyi bir rahmet ve rububiyet gereği üstlendiğini düşünmemek elde değil. Merakımızı takdir ve tatmin için olsa gerek, bu evrende hiçbir şey basit, tek boyutlu ve tek biçimde sonuçlanası değil. Karmaşıklık, hiçbir şeyin beklediğimiz zaman ve şekilde sonuçlanmaması aslında Allah’ın bize en büyük hediyesi. Köpek almak isteyenlere uzmanlar tavsiye verirken köpeklerin huy ve zekalarından bahseder. Mesela derler ki, köpeğe aktif ve uzun zaman ayıramayacaksanız, Border Collie gibi fazla zeki köpek türlerinden uzak durun. Çünkü zeki köpekler eğer zekalarını uyaracak ve meşgul edecek bir aktivite zenginliği ile doyurulmazlarsa, kendilerine ve eşyalara zarar vermeye başlayabilirler, depresyona girebilirler. İnsanlar da biraz böyle. O yüzden Allah kucağımıza dünyayı ve kendimizi bırakmış. Hatta islamiyetin cennet tariflerindeki mesela “suretler çarşısı” gibi aslında alt tonda deneyim sınırsızlığı, zihne ve kalbe sonsuz uyarıcı (stimuli) ve içerik vaad eden olgular yine herhalde merak duygumuza bir karşılık.
Zihnimizin meşgul edilebilme güçlük düzeyine denk yaratılan bu alemde elbette Yapay Zeka’yla da basit, tek sonuçlu bir ilişkimiz olmayacak. Hayatımıza nimetler kadar belalarla da girecek ve bu dünyadaki hikayemizi daha da karmaşıklaştıracaktır. Tam da yazgılı olduğumuz ve ancak Allah’ın karşılayabileceği bir merak, karmaşa ve iştiha nevimize denk.
O yüzden hem Yapay Zeka’yla erişebileceğimiz faydalara hem de bizi sokabileceği risklere göz atmak istiyorum. Dolayısıyla bu en sonda bir yargıya varmaktan ziyade, bir deneyim envanteri çıkarma çabası.
a) Yapay Zeka’nın Metafiziği
“Ben tamamen kendimin ne düşündüğünü anlayabilmek için yazıyorum.” Joan Didion
“Ben yalnızca kendimi daha iyi anlamak için yazıyorum...” Paulo Coelho
Kendini çözümleyebilmek için yazan veya yazmanın bunu sağladığını keşfeden yazar, şair çoktur. Dil felsefesi de biraz böyledir. Metafiziğimizi anlamak için birçok başka şeyi anlamaya çalışırız önce. Mesela anatomimizi, psikolojimizi, dünyayı nasıl ve kaç farklı şekilde bildiğimizi, düşünme süreçlerimizi yani epistemolojimizi. Ve gittikçe daha ayrıntılı şekilde mesela insanoğlunun lisanını analiz etmeye çalışırız. Grameri, semantiği, fonetiği, dilin bedeni ile ruhu arasındaki teması ve sonra da dünya, kendimiz ve o lisan arasındaki temas ve etkileşimleri: İmkan ve biçimleriyle. Dilleri inceledikçe akıl ve duygu algortimalarımız bize görünür olmaya başlar; dile ve dilde görünür olurlar. Bir bakıma dil, aklın kısmi tomografisidir.
Bunun daha ileri bir seviyesini bize yapay zeka sağlar. Kendi “yazdığımız” yapay zekalar, bize kendi gerçek zekalarımızn göreceli bir resmini veriyor. Mimarı olduğumuz yapay zekalara bakarak, kendi zekamızın mimarisini anlar hale geliyoruz çünkü yapay zekada kendi asıl zekamız izdüşümleniyor. Adli bilimcinin bir seri katilin aklını onun modus operandi’sinden deşifre etmesi gibi.
Yapay zekayı tasarlarken ona aslında kendimizi indiriyor veya yüklüyoruz. Hafızasının türleri ve seçiciliğinden, kullanıcının fiillerine nasıl karşılık vereceğine, hatta zamanla kullanıcısına göre nasıl kişiselleşeceği ve kullanıcısıyla nasıl “sync” olacağına kadar.
Bu aslında kendimize kendi suretimizde bir halife yaratmak değil mi? Ona görevler, temsiliyetler, hatta “Siri” gibi persona’lar vermiyor muyuz? Şirketler misyon ve vizyonlarının müşterilere temsilini Yapay Zeka tasarımları üzerinden yapmaya başlamadı mı? O Yapay Zeka’lara kendi kurumsal şahsiyetlerini ve amaçlarını yansıtacağını düşündükleri isimler, yüzler, ses tonları, hatta sadece onlara mahsus olacak lügat, konuşma tarzları takdir etmeye başlamadılar mı?
Tüm bunları düşününce, Yapay Zeka aslında simülasyonun similasyonu (hilafetin hilafeti) ve böyle olmakla da tevhidin en bedi, nihai ve merak uyandırıcı kanıtı. Simülasyonun simülasyonu çünkü: Yaratıcı bilinmek istiyor(4); evreni, dünyayı ve nihayet de Kendi suretinde yani O’nun kimi isim, sıfat ve fiillerini taşıyabilecek halifeyi yaratıyor. O halifeye yani insana bilmek, görmek, işitmek, konuşmak, kaydetmek, ölçmek, yönetmek, sevmek gibi Kendi kuvvet ve vasıflarından çokça veriyor. Ama bir şerhle: Muhalefetül lil havadis şerhiyle. İnsan her ne kadar Allah’ın birçok ismini taşıyabilecek bir halife olsa da, en benzer görünen fiilleri dahi asıllarından yani Allah’taki tecellilerinden hep farklı ve eksik kalacaktır.(5)
İşte tam buradaki güzellik, insanın bir halife olarak “Muhalefetün lil havadis” ismini de taşımaya yazgılı olması, kendi eseri Yapay Zeka üzerinde hep Muahelefetün lil havadis olarak kalacak olmasıdır; tıpkı Allah’ın insan üzerinde hep Muhalefetün lil havadis olarak kalması gibi. Burada gerçekleşenin bir çelişki değil aksine bir tevhid kanıt ve tecellisi oluşunun güzelliğini anlatmak zor. Yaratıcı’dan farklılaşırken bile O’nu yansıtıyor, O’nu doğruluyor olmak... O’nun alemi ve halifesini yaratırkenki adımlarını, kendi halifemizi yaratırken farkında olmadan taklit etmek ve her ne yapsak, hangi sınırları aşsak, hep O’nun yazdığı kodun içine düştüğümüzü görmek. En kudretli ve kabil halimizin, en O’nun en esiri ve eseri olduğumuz an olması... O’na benzerliklerimiz ne kadar O’nun kanıtıysa, farklılıklarımızın da o kadar O’nun kanıtı olması. Yapay Zeka tüm bunları, tevhidi bize nispeten hakkalyakin gösteren, bildiren deneyim. Kendini bilen Rabbini bilir keşfinin nihai noktası. Yaratma sıfatımızda Yaratıcımızla, halifemizde halifeliğimizle göz göze gelişimiz...
b) Yapay Zeka’nın Etiği ve Politiği
Bir sonraki yazıda insanın Yapay Zeka ile yaşayacağı etik ve politik sınavı anla(t)maya çalışacağım. Ancak o yazıyı tamamlayamazsam, şimdilik sadece şunu söylemek isterim: Yapay Zeka ile etik ve politik ilişkimizin, insanoğlunun Harut ve Marut ile ve onlar aracılığıyla erişebildikleri bilgilerle sınanışlarına benzer ve fazlası olacağını düşünüyorum. Bu kıssadaki sabit ve değişkenleri anlayabilmek önemli. İnsanın güç ve bilgiye erişiminin vesile ve biçimleri değişse de, güç ve bilgiye hakimiyet motivasyonları ve sonuçları çok değişmeyebilir. Kur’an’ın vahyolduğu o erken zamanda bu kıssa ile haber verdiği değişkenler ve sabitler ise, yine Kur’an hanesindeki gayb hakimiyetinden.
Notlar:
1) Kimi dini yorumlara göre cennetten kovulma sebebimiz cinsellik. Böyle bile olsa, arka planında yine merakın yattığı gerçeğini değiştirmiyor. Çünkü o ilk insanlar için cinsellik de henüz bilmedikleri, yaşamadıkları birşeydi ve öyle olduğu için de muhtemelen henüz hazdan önce veya onunla beraber merakın konusuydu.
2) Orijinali: All of humanity’s problems stem from man’s inability to sit quietly in a room alone.
3) Orijinali: Boredom is therefore a vital problem for the moralist, since at least half the sins of mankind are caused by the fear of it.
4) Didion ve Coelho’nun bahsi geçen sözlerinde anlatmak istedikleri fıtrat bile aslında Allah’a halife oluşumuzun izlerinden.5) Bu Muhalefetün lil havadis konusunu yani yaratılan şeyin aynı anda hem Yaratıcısı’na benzeyip hem de Yaratıcısı’ndan çok farklı olması mevzunu daha iyi anlamak için hem John Searle’ün “Çince Odası” düşünce deneyine hem de Richard Feynman’ın şu konuşmasına bakılabilir:
Aslı R. Topuz
23 Temmuz 2025
Güzel bir anlama gayreti olmuş. Ancak bu bakış açısı "halife yarattım" bilgisine benzerlikleri anlatsa da aynı benzerlikler üzerinden yaratılış inancını farklı açılardan sorgulamaya da zemin olabilir.